Şirketlerde Büyük Sorunları Görmezden Gelmek ve Sonuçları
Şirketler Dünya nüfusunun ömrünün büyük çoğunluğunu geçirdiği yerlerdir. Kişi bazlı baktığımızda kimi zaman bir şirkettir, kimi zaman birden çok şirkettir.
Şirketlerin kendi nüfuslarına baktığımızda ise ülke ve şirket ekonomisinin iyiye gittiği durumlarda personel döngüsünde sık değişiklikler olmuyor ise o şirkette mutluluk ve mutlulukla birlikte sayısız olumlu şeyler mevcuttur. Hemen herşeyin olumlu bir grafik çizdiği şirketlerde alınan kararların isabetli, personeli mutlu eden yerinde ve zamanında alındığı herkezce gözlemlenmektedir.
Ülke ekonomisinin kötü seyrettiği durumlarda personel döngüsü yine sık değişmiyor ise burada da uygulanan yönetim tarzı ve alınan kararların motive edici, yerinde ve zamanında alınan kararlar olduğu görülmektedir.
Yukarıda bahsetmiş olduğumuz durumlar olağan, normal ve özellikle zor ekonomik koşullarda olumlu profil seyredenler için başarılı olanlardır.
Tüm bunların dışında şirketlerin içinde bulunduğu ülke ekonomisinin güçlü olduğu zamanlarda dahi personel döngüsünün sık değiştiği durumlar son zamanlarda oldukça fazlalaşmış, bu konular üzerine araştırmalar yapılmaya, makaleler yazılmaya ve çözüm önerileri oluşturulmaya başlanmıştır.
Bu tarz şirketler üzerinde gözlem yaptığımızda ve özellikle ayrılan profesyoneller ile görüşmeler yapıldığında büyük bir çoğunluğun yönetim tarzı ve sorunların çözülmeyişinden kaynaklanan şikatlerden ötürü ayrılma kararı aldığı ortaya çıkmaktadır.
Ne yazık ki bu durum hem mevcudiyetini korumakta hem de üzeri örtülmektedir. Genellikle yüksek gelir elde eden üst düzey yöneticiler “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” ilkesini benimsemekte ve büyük çoğunluğun sorununa göz yummaktadır. Nasıl olsa memnun olmayanın yerine yenisi gelir düşüncesi ile yeni gelenin aynı sorunu yaşamayacağı hatasına düşmekte ve sadece personeli değil şirketi de büyük tehlikeye sokmaktadır.
Sorunları genel anlamda sıralamak gerekirse;
- Şirket faaliyet konusu ile ilgili pazardaki değişimlerin göz ardı edilmesi, yok sayılması ve mevcut durum ile ilerlenerek başarı elde edileceği düşüncesinin haiz olması,
- Plansız ve programsız çalışmaya sevk edilmesi,
- Yönetici olmayanların görüşlerinin dikkate alınmaması, saygı duyulmaması,
- Eksik ya da fazla eleman çalıştırılması,
- İç ücret dengesinin bozulması,
- Performansa bağlı ücret dengesinin bozulması,
- Departmanlar arası iş dağılımı düzeninin bozulması,
- Yoğunluğun belirli bir kısım üzerinde bariz bir şekilde bırakılması,
- İşten çıkarmaların hakkaniyetsiz bir şekilde yapılması ve özellikle yönetici kademesinde bulunanların büyük eksiklik – başarısızlık içerisinde oldukları halde bir türlü işten çıkartılamaması,
- Ekip ruhunun oluşturulmasına katkıda bulunulmaması ve personel arasında gereksiz bir rekabet ortamı yaratılarak mutsuz ve hırs dolu bir çalışma düzeninin belirgin etkisinin arttırılması… ve daha bir çok benzer örnekler…
Yukarıdaki ve yukarıdakilere benzer başkaca sorunlar şirket ömrünü doğrudan etkilemekte ve ilerleyen zamanlarda personel temin edilmesini zorluğa sokmaktadır.
Şirketin içinde bulunduğu pazardaki zeminini sarsmakta ve rakipleri karşısında kolay pasifize edilen bir duruma getirilmesinin önünü açmaktadır.
Şirket ekonomisi ve finans yapısını olumsuz etkilemekte ve gereksiz birçok ödenek ve cezai yaptırımlar ile yapıyı bozmaktadır.
Finansal olarak çok güçlü olunsa dahi “attığın taş ürküttüğün kuş” misali kıyaslama yapıldığında bir süre sonra “bazen adım atmaktansa oturmayı yeğlemek” düşüncesi ile bir pişmanlık olgusu yaratmaktadır.
Siz siz olun sorunları görmezden gelmeyin ve bir kez daha gerekirse bir kez daha düşünün… yeterki düşünün…




